|
HAZIR BETON
Beton, çimento, su, agrega ve
kimyasal veya mineral katkı maddelerinin homojen olarak
karıştırılmasından oluşan, başlangıçta plastik kıvamda olup,
şekil verilebilen, zamanla katılaşıp sertleşerek mukavemet
kazanan bir yapı malzemesidir.
Betonun mutlak hacmini yaklaşık %70-75 oranında agrega (kum,
çakıl, mıcır), yaklaşık %8-15 oranında çimento, yaklaşık %
15-20 oranında su oluşturur. Gerektiğinde, çimento
ağırlığının %5'inden fazla olmamak kaydıyla, katkı malzemesi
ilave edilebilir.
Betonu günümüzün en yaygın
taşıyıcı yapı malzemesi yapan özellikleri şöyle sıralamak
mümkündür :
·
Ucuzluğu,
·
Bilgisayar
kontrollü santrallar, transmikserler, pompalar... vb. ile
üretim, taşıma ve yerleştirme aşamalarında büyük
gelişmelerin sağlanmış olması,
·
Şekil verilebilme
kolaylığı,
·
Çelik donatı ile
(betonarme) çekme mukavemetinin yetersizliğinin dengelenmesi
·
Yüksek basınç
dayanımlarına ulaşılması
·
Fiziksel ve
kimyasal dış etkilere karşı dayanıklılığı (uzun ömür, bakım
kolaylığı),
·
Hafif agrega ile
hafifletilmesi, pigmentlerle renklendirilmesi
HAZIR
BETONUN TARİHÇESİ
Hazır beton, dünyada ilk kez
yüzyıl başında (1903) Almanya'da ortaya çıkmış, sonraki
birkaç yıl içersinde de ABD'de görülmeye başlamıştır; 1914
yılında , Stephan Setephanian adında, Ermeni asıllı bir
Türkiye göçmeni tarafından beton taşıma amaçlı "transmikser"
aracının geliştirilmesi, hazır beton endüstrisinin
Amerika'daki yaygınlığını artırmış, özellikle savaş
yıllarından sonra , bazıları bugün de faaliyette olan pek
çok hazır beton firması kurulmuştur. İzleyen yıllarda hazır
betonun yapıların temel inşaat malzemesi olarak benimsenip,
yaygınlaşmaya başlaması uzun sürmemiş, kısa zamanda pek çok
ülkede hazır beton üretilip, kullanılır olmuştur. Özellikle
20.Yüzyılın ikinci yarısıyla birlikte hız kazanan kentleşme
ve altyapı çalışmaları, hazır beton ve beton ürünlerinin
daha çok üretilip, yaygınlaşmasını sağlamış, dolayısıyla bu
alanda pek çok teknolojik gelişme kaydedilmiştir.
DÜNYADA HAZIR
BETON
Dünya nüfusu arttıkça,
insanların barınma, sağlık, eğitim ve kentsel altyapı
gereksinimleri de artmakta, tüm bu gereksinimlerin
karşılanması için konut, işyeri, okul, hastahane, yol, baraj
vb yapıların sürekli ve kaliteli olarak üretilmesi
gerekmektedir. Bu süreçte en çok başvurulan yapı malzemesi
ise betondur.
Gelişmiş ülkelerde tüm betonarme inşaatlar hazır beton
kullanılarak yapılmaktadır. Avrupa Hazır Beton Birliği (ERMCO)
verilerine göre, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 22
Birlik üyesi ülkenin 2000 yılı toplam hazır beton üretimi
321 Milyon m3 olmuştur. Dünyadaki ekonomik ve teknik
olanaklar geliştikçe, bu tüketim yeni alanlara da
yayılmaktadır. Örneğin, 1970 - 1990 yılları arasında
havayolu taşımacılığı % 75 oranında artmış ve taşınan yolcu
sayısı ikiye katlanmıştır. Bunun sonucunda hava alanlarına
olan gereksinim artmış, yeni ve daha modern havaalanı
binaları, üstün nitelikli, dayanımı yüksek betonlar
kullanılarak yapılmıştır. Aynı şekilde, kara ulaşım araç ve
olanaklarının olağanüstü boyutlarda gelişmesi de, yolların,
köprülerin, tünellerin yapımı için özel betonlara olan
gereksinimi artırmış, bu da, bu konuda hazır beton bazlı
yeni çözümler üretilmesini sağlamıştır. bazlı yeni çözümler
üretilmesini sağlamıştır. Günümüz dünyasında hazır betonun,
mikroskobik düzeyde kompozisyon ve yapı özelliği olan
"yüksek teknoloji" ürünü bir mühendislik malzemesi olarak
kullanımının giderek artmakta olduğu görülmekte, 2000'li
yıllarda beton teknolojisinin daha da gelişerek, maliyet,
verimlilik ve direnç açısından yeni mesafeler katedileceği
öngörülmektedir.
HAZIR
BETONUN BİLEŞENLERİ
·
Çimento
·
Agrega
·
Beton Karışım
Suyu
·
Katkılar
Betonu oluşturan hammaddeler
çimento, su, agrega (kum, çakıl, kırma taş), kimyasal
katkılar ve mineral katkılardır. Kimyasal katkılarla
(akışkanlaştırıcı, priz geciktirici, geçirimsizlik
sağlayıcı, dondan koruyucu,... ) mineral katkılar (taş unu,
tras, yüksek fırın cürufu, uçucu kül, silis dumanı,... )
betonun performansını istediğimiz yönde iyileştiren çağdaş
teknoloji unsurlarıdır. Çimentoyla suyun karışımından oluşan
çimento hamuru zamanla katılaşıp sertleşerek agrega
tanelerini (kum, çakıl, kırmataş) bağlar, yapıştırır,
böylece betonun mukavemet kazanmasına imkan verir.
Dolayısıyla betonun mukavemeti,
·
çimento hamurunun
mukavemetine
·
agrega
tanelerinin mukavemetine
·
agrega taneleri
ile çimento hamuru arasındaki yapışmanın gücüne (aderans)
bağlıdır.
ÇİMENTO
Çimento,
ana hammaddeleri kalkerle kil olan ve mineral parçalarını
(kum, çakıl, tuğla,briket ..vs) yapıştırmada kullanılan bir
malzemedir. Çimentonun bu yapıştırma özelliğini yerine
getirebilmesi için mutlaka suya ihtiyaç vardır. Çimento, su
ile reaksiyona girerek sertleşen bir bağlayıcıdır. Kırılmış
kalker, kil ve gerekiyorsa demir cevheri ve / veya kum
katılarak öğütülüp toz haline getirilir. Bu malzeme
1400-1500°C'de döner fırınlarda pişirilir. Meydana gelen
ürüne "klinker" denir. Daha sonra klinkere bir miktar alçı
taşı eklenip (%4-5) oranında, çok ince toz halinde
öğütülerek Portland Çimentosu elde edilir. Katkılı çimento
üretiminde; klinker ve alçı taşı dışında, çimento tipine
göre tek veya birkaçı bir arada olmak üzere tras, yüksek
fırın cürufu, uçucu kül, silis dumanı vb. katılır. Çimento
birçok beton karışımında hacimce en küçük yeri işgal eden
bileşendir; ancak beton bileşenleri içinde en önemlisidir.
En çok kullanılan çimento tipleri Portland Kompoze Çimento,
Katkılı Çimento, Cüruflu Çimento ve Sülfata Dayanıklı
Çimento'dur, bunun dışında özel amaçlar için Beyaz Portland
Çimentosu, ve diğer bazı tip çimentolar kullanılmaktadır.
Normal betonda agrega taneleri
en sağlam unsur olduğundan diğer iki unsur (çimento hamuru
ve aderans) mukavemeti belirlemektedir. Çimento hamurunun
mukavemeti önemli ölçüde su/çimento oranına da bağlıdır.
AGREGA

Beton üretiminde kullanılan
kum, çakıl, kırmataş gibi malzemelerin genel adı agregadır.
Beton içinde hacimsel olarak %60-75 civarında yer işgal eden
agrega önemli bir bileşendir. Agregalar tane boyutlarına
göre ince (kum, kırma kum.. gibi) ve kaba (çakıl kırmataş...
gibi) agregalar olarak ikiye ayrılır. Agregalarda aranan en
önemli özellikler şunlardır:
·
Sert, dayanıklı
ve boşluksuz olmaları,
·
Zayıf taneler
içermemeleri (deniz kabuğu, odun, kömür... gibi)
·
Basınca ve
aşınmaya mukavemetli olmaları,
·
Toz, toprak ve
betona zarar verebilecek maddeler içermemeleri,
·
Yassı ve uzun
taneler içermemeleri,
·
Çimentoyla
zararlı reaksiyona girmemeleridir.
Agreganın kirli (kil, silt,
mil, toz,...) olması aderansı olumsuz etkilemekte, ayrıca bu
küçük taneler su ihtiyacını da arttırmaktadır.
Beton agregalarında elek analizi, yassılık, özgül ağırlık ve
su emme gibi deneyler uygun aralıklarla yapılarak kalite
sürekliliği takip edilmelidir. Betonda kullanılacak
agregalar TS 706'ya uygun olmalıdır.
AGREGA
STANDARTLARI TABLOSU
|
DENEYLER |
KABUL LİMİTLERİ |
DENEY STANDARDI |
AÇIKLAMALAR |
|
Tane Şekli |
8 mm üzerindeki
agregalarda yassı ve uzun taneler ağırlıkça %50'den
çok olmamalıdır. |
TS-3614 |
Tanenin en büyük
boyutunun en küçük boyutuna oranı 3'den büyük olan
tanelere kusurlu tane denir. |
|
Tane Dayanımı |
Bilyalı tamburla 100
dönüş sonunda kayıp, ağırlıkça max %10, 500 dönüş
sonunda max %50 olmalıdır. |
TS-3694 |
|
|
Dona Dayanıklılık (Sodyum
Sülfat) |
Deney sonucunda ağırlıkça
kayıp, ince agregalarda max %15, kaba agregalarda
max %18 olmalıdır. |
TS-3655 |
|
|
Yıkanabilir Maddeler |
63 mikron elekten geçen
miktar 0/4 mm tane sınıfında max %4, 4/8 mm tane
sınıfında max %2, 8/16 mm ve 16/32 mm tane
sınıflarında max %0.5 olmalıdır |
TS-3527 |
|
|
Organik Kökenli Maddeler |
Sodyum Hidroksit ile
yapılan deneyde sıvı rengi koyu sarı, kahverengi
veya kırmızı olmayacak |
TS-3673 |
|
|
Hafif Maddeler |
Kömür
veya diğer şişen organik kökenli maddeler (yoğunluğu
≤ 2 kg/dm3),
2.0 kg/dm3 yoğunluklu sıvıda
yüzdürüldüğünde taneli organik madde miktarı en
fazla %0.5 olmalıdır. |
TS-3528 |
|
|
Sertleşmeye Zarar Veren
Maddeler |
Şeker, mika ve çözünen
tuzlar mevcut olmayacak |
TS-3821 |
İncelenen agrega ile
yapılan betonun basınç dayanımı, karşılaştırılmalı
beton basınç dayanımının %85'inden daha düşükse,
agregada betonun sertleşmesine zarar veren maddeler
bulunduğu varsayılır. |
|
Kükürtlü Bileşikler |
SO3 olarak
saptanan sülfat miktarı max %1 |
TS-3674 |
Kükürtlü bileşikler
(alkali sülfatları, jips ve anhidirit gibi) betona
zararlıdır. |
|
Çeliğe Zarar Veren
Maddeler |
Suda çözünen klorürler
klor olarak saptandığında, max%0.2 olacak |
TS-3732 |
|
|
Alkali Agrega |
Alkali hidroksit ile
reaksiyona girebilen silisli mineraller
(kristobatit, tiridimit, opal vb. ve taşlar (opalli
kumtaşı, obsidiyen, çakmaktaşı vb.)bulunmayacak. |
TS-3332 TS-2517 |
14 Günde sonuç alınan
ASTM standartları mevcuttur. |
Sadece Beton
ve Çimento Değil, Agrega da Standartlara Uygun Üretilmeli
Betonu oluşturan malzemeler
içersinde en büyük orana (yaklaşık % 75) sahip olan agrega
(kum, çakıl, kırmataş ..), doğal kaynakları giderek tükenen
ve standartlara uygun, temiz, kaliteli örneklerinin
bulunması güç bir malzeme olarak, hazır beton sektöründeki
stratejik önemini her geçen gün artırmakta. 1999 yılında
İstanbul'da düzenlenen II. Ulusal Kırmataş Sempozyumu'nda
dile getirildiği gibi, bu alanda ciddi planlamalar yapılıp,
önlemler alınmazsa, yakın gelecekte, agrega ithali bile söz
konusu olacak gibi. Aslında, Marmara Bölgesi başta olmak
üzere, ülkemizde pek çok taş ocağı "beton agregası" üretme
amacıyla faaliyette bulunuyor. Ancak, bunların çok azı
yaptığı işin bilincinde; çok azının standartlara uygunluk
belgesi, buna uygun donanımı ve kalifiye personeli
bulunuyor. Bunlar, hizmet vermeyi hedefledikleri beton
üreticilerine yararlı olamadıkları gibi, bilinçsiz ve ilkel
üretim yöntemleriyle çevreyi de onarılmaz tahribatlara
uğratıyorlar. Mevzuattaki karışıklık ve boşluklar da buna
eklenince, konu içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
Bugün pek çok beton üreticisi
kuruluş piyasadan standartlara uygun, kaliteli agregayı
uygun koşullarda temin edemedikleri için yan birimler ya da
şirketler kurup, taş ocakları işleterek, agregayı doğrudan
üretme yoluna gidiyorlar.
Amaç, yalnızca betonun
kendisinin değil, beton karışımına giren çimento dışındaki
diğer malzemelerin de (agrega, katkı vb) kalite sürecini
izlemek ve bunu belgelemek; Türkiye Hazır Beton Birliği,
üyelerinin, beton karışımına giren ve dışarıdan temin
ettikleri tüm malzemelerde standartlara uygunluk belgesi
aramalarını, standartlara uygunluğu belgelenmeyen beton
karışım malzemelerini tercih etmemelerini öngörüyor.
Agrega üretim ve kullanımında stardardizasyonun temini ve
sektörde yaşanan sorunların çözülebilmesi açısından bir
Agrega Üreticileri Birliği'nin (AGÜB) kurulması ve hazır
betonda olduğu gibi, agrega üretiminde de, standartlara
uygunluğu ve kaliteyi hedefleyen bilinçli üreticilerin
biraraya gelmesi sektörün geleceği açısından kuşkusuz önemli
bir gelişme olmuştur.
KATKI

Betonun özelliklerini
geliştirmek üzere üretim sırasında veya dökümden önce
transmiksere az miktarda ilave edilen maddelere katkı adı
verilir. Katkı maddelerini kökenine göre kimyasal ve mineral
katkılar olarak ikiye ayırmak mümkündür:
1-Kimyasal Katkılar
Kimyasal katkıların belli
tipleri aşağıda sıralanmıştır.
a) Su Azaltıcılar
(Akışkanlaştırıcılar)
Betonda aynı kıvamın veya işlenebilirliğin daha az su ile
elde edilmesini sağlarlar. Taze betonda kullanılan su
miktarı azaldıkça betonun dayanımı artar. Azalttığı su
miktarı ile orantılı olarak normal ve süper olarak
ayrılırlar.
b) Priz Geciktiriciler
Taze betonun katılaşmaya başlama süresini uzatırlar. Uzun
mesafeye taşınan betonlar veya sıcak hava dökümleri için
yararlıdırlar.
c) Priz Hızlandırıcılar
Priz geciktiricilerin aksine, bu katkılar betonun katılaşma
süresini kısaltırlar. Bazı uygulamalarda, erken kalıp almada
ve soğuk hava dökümlerinde don olayı başlamadan betonun
katılaşmış olmasını sağlamak için kullanılırlar.
d) Antifrizler
Suyun donmasını zorlaştırır ve don neticesi çimentonun
mukavemet kazanmasındaki aksamaya engel olurlar. Bu
katkıların betondaki miktarı hava sıcaklığına göre
ayarlanabilir.
e) Hava Sürükleyici Katkılar
Beton içinde çok küçük boyutlu ve eşit dağılan hava
kabarcıkları oluşturarak betonun geçirimsizliğini ve dona
karşı direncini ve işlenebilirliğini artırır.
f) Su Geçirimsizlik Katkıları
Sınırlı miktarda hava sürükleyen katkılardır ancak yerine
yerleşmiş betonun su sızdırmazlığının sağlanması uygun
yerleştirme tekniğinin iyi bir şekilde yapılmasına bağlıdır.
Bazı betonlarda birden fazla
katkı türü birlikte kullanılabilir. Ancak bu katkıların
birbirlerinin etkilerini bozmadıkları denenmelidir. Kimyasal
katkılar, yukarıda bahsedilen etkilerinden dolayı bütün
inşaat sektöründe betonun ayrılmaz parçası olmuştur.
2) Mineral Katkılar
Çimento gibi öğütülmüş toz
halde silolarda depolanan cüruf , uçucu kül , silis dumanı,
taş unu... vb. çeşitli maddelere 'Mineral Katkı' adı
verilir. Mineral katkılar tek başına iken çimento gibi
bağlayıcılık özelliği taşımazlar fakat birlikte
kullanıldıklarında çimentoya benzer görev yaparlar,
dolayısıyla çimento ekonomisi sağlarlar. Mineral katkılardan
yüksek dayanımlı beton üretiminde de yararlanılır.
KARIŞIM SUYU
Beton üretiminde kullanılan
karışım suyunun iki önemli işlevi vardır:
1. Kuru haldeki çimento ve agregayı plastik, işlenebilir bir
kütle haline getirmek.
2. Çimento ile kimyasal reaksiyon yaparak plastik kütlenin
sertleşmesini sağlamak.
Kıvam m3'e giren su miktarına bağlıdır. Hatırlanacağı üzere
beton mukavemeti su/çimento oranına bağlıdır. İşte bu
sebeple şantiyeye teslimi yapılan taze betona daha fazla
kıvam kazandırmak amacıyla fazladan su katmak betonun
mukavemetini yok eder. Genel olarak içilebilir nitelik
taşıyan bütün sular betonda kullanıma uygundur. Ancak,
betonda kullanılacak suyun içilebilir özellikte olması şart
değildir. Bir takım ön deneyler yapılmak kaydıyla,
içilemeyen sularla gayet kaliteli beton üretilebilinir.
Bununla birlikte karışım suyu içinde bulunabilecek tuz,
asit, yağ, şeker, lağım ve endüstriyel atıklar gibi bazı
maddeler betonda istenmeyen etkiler yaratabilir. Karışım
suyunun analizlerle belirlenmesi ve kalitesinin belli
aralıklarla denetlenmesi şarttır. Betonun bünyesinde çimento
ile reaksiyona girmeyen fazla suyun bıraktığı boşluklar
yalnız dayanımı düşürmekle kalmamaktadır. Boşluklardan içeri
giren zararlı unsurlar (klor, sülfat vb. zararlı etkenler)
beton ve donatıya zarar vermekte ve betonun ömrünü
kısaltmaktadır.
BETONA VERİLEBİLECEK EN BÜYÜK
ZARAR, FAZLADAN SU KATILMASIDIR
* Kaynak:Türkiye
Hazır Beton Birliği |